İşkence Alışveriş Deneyimlerim- 1 (Ekol mağazası)

Bu bölümde eğlenceyle başlayıp işkenceye dönüşen alışveriş deneyimlerimi paylaşacağım, umarım bu konuda ilk ve son yazım olur ama pek umudum yok doğrusu..

İşkence nasıl başladı?

Kardeşim bayram için kendisine Eskişehir Espark Ekol mağazasından güzel bir elbise beğendi, denedi almaya karar verdi ve mutlu mutlu parasını ödemek için kasaya gitti. Ödeme için Vakıf bankasının hesap kartını uzattı,  şifreler girildi vs. kasiyer “işlem iptal edildi, şifre hatalı sanırım” dedi 2 sefer, sonra kardeşim şifresinden emin olmasına rağmen 3. kez denemek istemedi çünkü 2 kere denendi kartın bloke olmasından korktu. Daha sonra başka bir kredi kartıyla ödemeyi yaptık ve mağazadan çıktık.  Ancak ertesi gün hesabını kontrol ettiğinde Vakıfbank hesap kartından elbisenin tutarının düşüldüğünü gördü ve mağazaya gittik durumu anlatmak için.  Önce çok ilgili davranmadılar, “bankanızla görüşün, bizim hesabımızda gün sonunda fazla çıkmadı” gibi ilgisiz baştan savıcı tavırlarla bu tip sözler sarfettiler sonra ise biraz daha ısrarımız sonucunda pos makinelerin ait olduğu banka olan Yapı Kredi Bankasıyla görüştüler, Yapı Kredi işlemin gerçekleşmediğini askıda kaldığını söyledi, bizim bankamız Vakıf bankı aradığımızda ise “işleminiz sorunsuz olarak gerçekleşmiş gözüküyor”  sorunu Yapı kredi ve mağazanın halletmesi gerektiğini söyledi. İki banka ve  mağaza topu devamlı bir diğerine atarak üzerinden tam 9 gün geçti artık biz de yorulduk şimdi Vakıfbanka harcama itirazı dilekçesi vereceğiz ama Vakıfbank bunun garanti bir çözüm olmadığını söylüyor, hala Yapı kredinin sorunu çözmesi gerektiğinde iddialı. Yapı krediyle ise müşterisi olmadığımız için hiç bir şekilde  iletişim kuramıyoruz..

Şimdi yaşadığım bu işkence alışveriş sonucunda ben bir daha Ekol mağazasına adım atar mıyım, atmam. Yapı kredinin müşterisi olur muyum, olmam..Gerçekleştirdikleri hizmet hatasını telafi etmeyi bilmeyen, müşteri memnuniyetini sağlayamayan işletmelerin zararı sizce de o hatalarını baştan müşteriyi uğraştırmadan telafi etselerdi daha az olmaz mıydı? Bir müşteriyi ömür boyu kaybetmenin zararının farkında değil mi bu koskoca marka yapmış işletmelerin?

Bu tür durumlarda hep dikkat ettiğim şey özür dilenip dilenmemesi müşteriden ve genelde “istenmeden yaşatılan bu sıkıntıdan dolayı özür dileriz” cümlesini duyamıyorum ne yazık ki!

Bir de bu kadar kötü örnekten sonra bugün bir arkadaşımdan duyduğum ve çok hoşuma giden güzel bir hizmet telafi örneğini paylaşmak istiyorum.

Hepsiburada.com geç gönderdiği ürünün yanında bir kutu lokum ve bir not iliştirmiş, özürünü de diliyor, müşterinin gönlünü almasını da biliyor. Arkadaşım bu durumdan oldukça memnun olmuş, “Hepsiburada’ya daha da bağlandım” şimdi diyor.

Sözün özü: Giden para çok da önemli değil bizim için, ama Ekol’ün 2 müşterisini ve kulaktan kulağa olumsuz iletişimimizle bir çok arkadaşımızı hizmet telafisini doğru yönetemedikleri için kaybetmeleri bence onlar için çok önemli.. Küçük bir marka değiller, en büyük alışveriş mağazalarında mağazaları var, belli bir itibarları var ama en basit bir hizmet hatasını telafi edemeyecek kadar amatörlermiş demek..

Nur Özer

nurozer@anadolu.edu.tr

Anneler Gününde İnternet Satışları!

BKM, Anneler Gününde (6-8 Mayıs 2011 tarihleri arası) internet satış rakamlarını bir basın bülteni ile açıkladı. Türkiye’de hızla büyüyen internetten alışveriş, Anneler Gününde de yükselişini sürdürd.

Raporda anneler gününde internet üzerinden verilen siparişlerde, İstanbul, Ankara ve Eskişehir’in başı çektiği ve Internet üzerinden yapılan alışverişlerde, adrese teslim çiçekler, küçük elektrikli ev aletleri ve kozmetik ürünler ön plana çıkarken, çeşitli restoranlarda özel fiyatlar sunan, fırsat siteleri de, Anneler Gününde rezervasyon akınına uğradığı görülüyor.

BKM, paylaştığı basın bülteninde internet satışları dışında toplam kredi kartı kullanım rakamlarını da paylaştı.

Raporun tamamı için;

http://www.bkm.com.tr/basin/bultenler/anneler_gunu_110511.pdf

Very good is bad!

Çok fazla seçeneğin ve bunun yanında çok az zamanın olduğu bir dünyada, bariz tercihimiz sadece sıradan olan şeyleri görmezden gelmektir. Pazarlama gurusu Seth Godin söz konusu dikkatimizi çekmek olduğunda, neden kötü ya da tuhaf fikirlerin sıkıcı olanlardan daha başarılı olduğunu açıklıyor.

Dan Cobley: Fizik bana pazarlama hakkında ne öğretti

Fizik ve pazarlama aralarında çok ortak bir şey varmış gibi görünmüyor, fakat Dan Cobley (Google’ın pazarlama direktörü) ikisi içinde tutkulu. O birbirine benzemeyen  Newton’un ikinci yasası, Heisenberg’in belirsizlik prensibi, bilimsel metod ve termodinamiğin ikinci yasasını biraraya getirerek markalaşmanın temel teorilerini açıklamaya çalışıyor. Video’nun Türkçe alt yazısı da mevcut.

GRUP SATINALMA VE FIRSAT SITELERI

Grup satın alma ve fırsat siteleri bu günlerde çok revaçta hem tüketici olarak, hem araştırmacı olarak son günlerde ilgi odağım desem yalan olmaz.. Ancak haklarında henüz yeterli sayıda çalışma ve rapor yok,  biraz önce Mehmet Subaşı’nın hazırladığı bir raporu buldum..”Pazarlama ve Satış Yöneticileri İçin Fırsat Siteleri” adlı rapora benim gibi bu konuya ilgi duyan herkes  ulaşsın istedim ingilizcesi de burada ve varsa başka çalışmalar yorumlarınızı bekliyorum..

O Tabak Bitecek!

Profilo’nun Anneler Günü için hazırladığı reklam filmi son günlerde sosyal mecralarda oldukça fazla paylaşılıyor. Annelerin çocuklarına devamlı söyledikleri klişeler üzerine kurulmuş reklamın müziği de ilgi çekici. Profilo’nun bu sosyal medya kampanyası klasik reklamlardan ve kampanyalardan farklı ve kendinden söz de ettiriyor. Tebrikler Profilo!

Hizmet Kalitesi Markaların Neresinde?

Hizmet kalitesiymiş, müşteri memnuniyetiymiş, bağlılıkmış vs. vs. bu konularla ilgili canla başla çalışırken son günlerde alışverişlerim esnasında yaşadıklarım beni, kimin için araştırılıyor yazılıyor bunca şey acaba diye düşündürtüyor. Küçük işletmeler ve markalardan da bahsetmiyorum, oldukça büyük, kurumsal markalar…

Yaşadıklarımın en günceli dün bir Turkcell iletişim merkezinden arkadaşımla beraber kontör pardon TL yükletirken cereyan etti. 30 lirayı alıp 20 lira yükleyen genç satış danışmanı bayanın, biz bunu fark edip geri döndüğümüzde sistemden bakınca kendisi de hatasını fark ettiğinde cevabı bir şey olmamış gibi “tamam 10 liranızı geri verelim” olmamalıydı. Turkcell kullananlar pek de iyi bilirler 30 lira yüklemeyle 20 lira yüklemenin tarifenizi ne kadar etkileyeceğini, yararlanacağınız kampanyaları ne kadar etkileyeceğini..Bu bizim katlanmamız gereken bir sorun olmamalıydı, ama bu gibi sorunlarda Turkcell’in belli ki herhangi bir telafi sistemi yok, satış danışmanı kontör transferi vs.. kendi çapında bulduğu çözümlerle yarım saat bizi ayakta tutarak, özür dilemeyerek, mahcup olmayarak bu işi halletti..Şimdi suç kimde diye düşünüyorum Turkcell’de mi, satış elemanında mı? Ve cevabım bence net;

  • Bunun gibi çokça yaşanılan problemlere çözüm sunmayarak elemanını zor durumda bırakan,
  • Müşteriyle nasıl konuşulacağı hakkında elemanını eğitmeyen,

Turkcell’de tabiî ki…

Gelelim Neo AVM’deki Tekzen’de yaşadıklarıma.  Kardeşimle beraber alışverişimizi tamamlayıp kasadan çıkarken aldığımız 10 liralık ürünün 1.5 lira olarak fişte gözüktüğünü fark edince kasiyerin iyiliğini düşünerek mağazaya bir geri dönüş yaptık..Öncelikle kasaya tekrar geri döndüğümüzü fark eden güvenlik görevlisi kasaya geri dönüşü pek hayra yormadı sanırım ters ters “ben yardımcı olayım, ne vardı” gibi bir cümleyle karşıladı. Olamayacağını nazikçe söyleyerek kasiyer bayanın yanına gittik ve bizden az para aldığını ürünün aslında fiyatının şu olması gerektiğini söyledik. Birkaç yeri aradı barkodlar niye yanlış yapıştırılıyor vs. vs. konuşmalarını tamamlayıp ilgili reyon görevlisiyle danışmaya gönderdi bizi.  Danışmada tekrar tekrar derdimizi anlattık, form doldurdum, fotokopiye gitti onu bekledik, iade işlemi yapıldı (yaklaşık 20 dakikadır oralardayız) Bu arada yanımızda şikayet kutusunu görünce şikayet formlarına yönelip bir şeyler yazan kardeşime yazdığı süre boyunca bizimle bekleyen reyon görevlisi ters ters bakışlar attı. Sonra fotokopi çekildi aynı kasadan tekrar ürünümüzü sonunda aldık ve oradan ayrıldık. Sözün özü; yaptığımız iyilikten dolayı cezalandırıldık  hissine kapıldık. Turkcell’deki gibi beklettikleri için, yaşanılan sorun için özür dileme  gibi bir durum söz konusu olmadı. Özür dilemeyen birisi tabiî ki iyi niyetimizden dolayı teşekkür de etmedi.

Bu yazı uzar gider daha ama benim vaktim yok..Hizmet kalitesiymiş, müşteri memnuniyetiymiş vs. vs. çalışmalarıma geri döneyim. Belki bir gün bu çalışmalarım sonuç verecek ve ben her alışverişten sonra sinir küpü halinde eve dönmeyeceğim, Kim bilir belki bir gün…

Pazarlamada Online Video Nasıl Kullanılır?

more about "untitled", posted with vodpod

Sergio Zyman – Bildiğimiz Pazarlamanın Sonu

Coca-Cola’da çalıştığı süre içinde, şirket tarihinde ilk kez yıllık satış hacmini 9 milyardan 15 milyar ABD Doları’na çıkaran Zyman’ın başarısı, Time dergisi tarafından “20.yüzyılın önde gelen 3 girişimcisi-one of the three great pitchmen of the 20th Century”nden biri seçilmesine yol açtı. “Daha çok ürünü, daha çok insana, daha sık, daha fazla para karşılığında ve daha etkili biçimde satmak” sloganıyla pazarlama dünyasına yeni bir bakış kazandıran Sergio Zyman, halen Zyman Group’un Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor. Aşağıdaki metin Zyman’ın Bildiğimiz Pazarlamanın Sonu kitabından alınmıştır.

  • Pazarlamanın tek amacı; daha fazla ürünü, daha çok insana, daha sık ve daha yüksek fiyatlarla satmaktır. Bunu yapmak için başka bir neden yoktur.
  • Pazarlamak ciddi bir iştir –pazarlamanın kendisi de giderek ciddi bir iş alanı haline geliyor.
  • Pazarlama sır değildir ve pazarlamacılar böyle olduğunu iddia ederek kendilerini popüler yapamazlar.
  • Pazarlama profesyonel bir disiplindir. Onu amacınıza veya bu konuda eğitilmemiş başka birine bırakamazsınız.
  • Günümüz pazar ortamında, tüketici demokrasisi vardır. Tüketici, çok sayıda seçeneğe sahiptir, bu yüzden nasıl seçeceklerini onlara pazarlamacılar anlatmalıdır.
  • Hedefinizi planlayın. Ulaşabileceğinizi düşündüğünüz yeri değil, olmak istediğiniz yeri hedefleyin.
  • Hedefinizi belirledikten sonra, sizi oraya ulaştıracak stratejiyi geliştirin.Strateji patrondur. Bunu asla unutmayın. Strateji, “herşey iletilir”deki “herşey”i kontrol edendir. Stratejinizi değiştirmeye karar verebilirsiniz ama stratejisiz yapamazsınız.
  • Pazarlama bir bilimdir. Harcama yapmak, ölçmek, analiz etmek ve uygulamakla ilgilidir. Düşüncelerinizi değiştirme konusunda istekli olmalısınız.
  • Neyin istendiğini bulun ve insanlara bunları sunun; veya ne sunabileceğinizi bulun ve onu istenebilir yapın. Ama unutmayın ki ilki daha kolaydır.
  • Her markayı ve her pazarlama bölgesini ölçün. Bunu sık sık, en azından ayda bir defa yapın ve aksatmayın. Pazarlama, sonuçlar yaratmalıdır.
  • Sorular sorun. Uyanık olun ve yaratıcı düşünün. Yaratıcılık, eski fikirleri yok etme sürecidir. Her gün yeni bir gündür.
  • Benzerlik satış yapmaz. Ürününüzün değeri, onun tüketicilerin gözünde rekabetteki farklılığına göre belirlenir.
  • İmajın tüm elementlerini kullanarak markanızı kurun; ticari marka imajı, ürün imajı, kullanıcı imajı, kullanım imajı ve çağrışım imajı.
  • Doğru araçları kullanın: Hacime değil, kâra odaklanın; pazar payına değil, gerçek tüketime odaklanın; marka bilincine değil, gelecek bütçelerdeki paya odaklanın.
  • Satın almaları için müşterilerinize daha çok neden vermeye devam edin. Daha sık gelmelerine ve ürününüzü daha yüksek fiyatlara almalarına ihtiyacınız var.
  • Bölgesel pazarlama yapın. Tüm tüketicilerinize, onların kişiliklerine uyan bir şeyler vermek zorundasınız. Çok sayıda güçlü lokal markadan sonra global markalar kurulmalıdır.
  • Balığın olduğu yerde avlanın. Ürününüzü isteyen ve alabilecek durumda olan tüketicilere satış yapmaya odaklanın. En kârlı hedefleri belirleyebilmek için pazarınızı bölün.
  • Davranışı öğretmek veya değiştirmekten çok daha kolay olan, davranışı artırmak ve genişletmektir.
  • İşin Kaynağını (S.O.B / Source of Business) düşünün. İşin kaynağı; gelecek satışınız ve kârınız nereden gelecek?
  • Görünür taleple gözlerinizi kör etmeyin. Öncelik yok olabilir. Satılanı satmayı sürdürün.
  • Organizasyonunuzdaki herkesin stratejiyi, amacı ve iş hedeflerini anladığından emin olun. Sonra diledikleri gibi yürütmelerine izin verin.
  • En iyi pazarlama profesyonellerini bulun ve onlar için işler yaratın. En iyi organizasyon tablosuna değil, en iyi insanlara ihtiyacınız var.
  • Mükemmelliği ödüllendirin, hataları cezalandırın.
  • Strateji sizin işinizdir. Reklam ajanslarının işi onu verimli bir biçimde iletmektir.Tek bir ajans tüm markalarınızın gereksinimlerine cevap veremez. Bir ölçü her bedene uymaz.Ajansların en iyi yetenekleri çekmeleri için kaynaklara ihtiyaçları vardır. Onlara yeterli ödeme yapmalısınız ancak ölçülebilir sonuçlar talep edin.
  • Israrlı olun ve tutkuyla çalışın. Böyle olmazsa, sabah erkenden uyanmanın ne anlamı kalır ki?